22

Ne Olacak Bu Bloglar?

Paylaş

Ne Olacak Bu Bloglar?   İlk olarak şunu belirterek başlıyayım bu bir mim yazısı değildir ama bu konuda diğer blog yazarı arkadaşlarımın, abilerimin, ablalarımın da fikirlerini öğrenmek isterim bu nedenle onlarda bu konu ile ilgili görüşlerini paylaşırsa hem bir arada birazdan bahsedeceğims konu ve sorunlarda ortak bir yol bulmaya çalışırız hem de diğer yazarlarında fikirlerini öğrenerek farklı düşüncüleri de görmüş olabilirim. Böylelikle doğru ya da yanlış düşündüğüm ya da aa böylesi daha mantıklıymış diyebileceğim fikirleri de görmüş olurum şimdi geçelim konuya. konu uzun olduğu için bölümler halinde paylaşmayı düşünüyorum bu yazıda ilk iki sorunu ele alarak başlayalım;

İlk Konu Yazılı İçeriklerin Geleceği:

   Özellikle YouTube’nin çıkması ile yazılı içeriğe olan ilgi gittikçe azalıyor. Özellikle kendini “blog yazarı” olarak nitelendirenler yani bizler magazine ona buna çok girmeden kendi düşüncelerimizi paylaştığımız için zaten kısıtlı bir kesime hitap ediyoruz bu kesimde videolara kayınca artık okuyucularımız yok denecek kadar az oluyor. Bunun sonucu olarak da istemeden de olsa konularımızı değiştirmek, istemediğimiz konularda yazmak zorunda kalıyoruz. Tabii ki kendi içimizden geçenler önemli ama okunmayı da hepimiz isteriz. Sonuçta yazmamızın en büyük sebeplerinden birisi birilerinin bizi okuduğunu bilmek ve bunun verdiği mutluluk.
   Bu bağlamda bazı arkadaşlarımız videolu içeriklerde üretmeye başladılar bence iyi de yaptılar çünkü dürüst olmak gerekirse örneğin bir ürün hakkında bilgi alacağım varsa bir video görünce önce ona tıklıyorum. Videoda içerik biraz daha hazır oluyor, hiç bir şey yapmadan bize anlatılıyor gibi geliyor. Oysa aslında aynı içeriği yazılı olarak okusak çok daha kısa sürede aynı bilgiyi alabiliriz. Ama dediğim gibi bende dahil videolara öyle bir alıştık ki yazı okumaktan uzak duruyoruz.
   Özetle yazılı içeriğe olan ilgi artmadığı sürece blog yazarlarının sonu maalesef olumlu görünmüyor. Bu nedenle hep birlikte bir şeyler yaparak yazılı içeriğe ilgiyi artırmalıyız. Ya da hepimiz toplanıp YouTube’ye mi gitsek?

İkinci Konu Reklamlar ve Kazançlar:

  Bildiğiniz gibi yazılı içeriklere olan ilgi azaldıkça kazandığımız paralarda azalıyor. Zaten hiç bir zaman öyle binlerce lira kazanmadık. Her zaman kuruşlarla kazanıyorduk şu anda tıklama sayıları da TBM’lerde gittikçe düştüğü için onları da kazanamıyoruz. Tabii çoğumuz hiç bir zaman para için yazmadık, şimdi de o yüzden vazgeçmedik ama bu bağlamda blog yazmaya girip sonra umduğunu bulamayınca gidenlerde ister istemez bize zarar veriyor. Bunun yanında tabii ki ilk amacımız para olmasa da en azından blogumuzun masrafını çıkaracak kadar kazanmayı da hepimiz isteriz. Bu nedenle bence bu konu da bloglar açısından gittikçe kötüleşiyor ve daha da kötüye gidecek gibi duruyor. Bu nedenle bu konuya da bir çözüm bulmalıyız.  Bu bağlamda da yine bir araya gelerek bir şeyler yapabileceğimizi düşünüyorum. Keşke gücümüz yetse de a, b firmasını aracı olarak kullanarak değil bizzat reklam verenlerden reklam alsak. Böylelikle ona giden pay buna giden kesinti olmadan çok daha fazla kazanabilsek.

Tabii bu konuda bir derdim de herkesin “ooo internet siten mi var sen zenginsin” bakışları. İnsanlara bir türlü bu işin öyle “deli paralar” kazandırmadığını hatta sadece para kazanmak için girilecek en son iş olduğunu bir türlü anlatamadım 🙂

Üçüncü Konu Yorumlar:

Dürüst olmak gerekirse YouTube’nin en iyi yanlarından biriside direk geri bildirim alabilmeniz. Beğen – beğenme butonları olsun yorum kısmının çok daha aktif kullanılması olsun anında geri bildirim almanızı sağlıyor. Fakat bloglarda bu durum niye ise bir türlü gelişemedi. kendimizi geliştirebilmemizin, içeceklerimizi şekillendire bilmemizin tek yolu olan yorumlar hem çok az geliyor hem de bir kısmı hiç okunmadan “aaa muhteşem yazı olmuş” şeklinde pek de bize faydası olmayan yorumlar oluyor.  Bu yorum okuyuculardan gelince nispeten mutlu edebilse de özellikle diğer blog yazarlarından gelince benim için çok daha üzücü oluyor.