İstiridye Avcısından Gelen-MimBugün Seyhan hanım buradaki yazısında beni de mimlemiş 🙂 Öncelikle bu mimi için kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum ve konuyu uzatmadan hemen sorulara geçiyorum.

Negatif olayları pozitif açılımlarla yorumlayıp olumlama yapmayı sever misiniz? Evet ise neden? Hayır ise neden?

 

Konuya göre değişse de genellikle negatif bir olaydan sonra üzülmeyi tercih edip “off şimdi neden böyle oldu ya” diye düşündüğüm için pek olumlama yapacak zaman bulamıyorum. 🙂

İnsanları sınıflandırma eğilimi hakkında neler düşünürsünüz?

 

İnsanlar zaten bir sınıf değil mi? Daha fazla bölmeye bence gerek yok. İnsanlar çalıştıklara işe, yaşadıklara yere, doğdukları bölgeye göre bir sınıflandırma yapmak bana mantıklı gelmiyor. Mantıklı gelmediği gibi sınıflandırma yapanlara, insanları belli bir özelliğine göre yargılayanlara da pek hoş bakamıyorum.

Sizce herkes birbirine benzeseydi nasıl bir dünyada yaşardık?

 

Yaşanmaz bir dünya olurdu herhalde. Robotlardan bir farkımız olmalı değil mi?

Doğum ve ölüm hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

 

Doğum da ölüm de hep bana garip gelmiştir. İkisi de elimizde değil ne zaman nerede doğacağımızı biliyoruz ne de öleceğimizi. Bir savaşın ortasında dünyaya gelebileceğimiz gibi, doğum günümüzü tüm sevdiklerimizle kutlarken hayal gibi bir günde, ya da tam yıllardır çalıştığımız sınavı kazanmışken, tam evlenirken de ölebiliriz. Bu konuları düşündükçe de ister istemez tuhaf bir his çöküyor içime. O yüzden genelde olabildiğince bu konuları düşünmemeye çalışıyorum.

Karakterinizi bir hayvana benzetecek olsanız ne olurdunuz? Neden?

 

Kendi karakterim hakkında yorum yapamıyorum. Kendime şöylesin böylesin diyemiyorum bir türlü. Kötü şeyler söylersem kendim hakkında “sende hep kötüledin biraz da iyilerden bahset diyorum” iyi şeyler söyleyince de biraz fazla egolu hissediyorum kendimi. Bu nedenle üzülerek bu soruyu boş bırakacağım 🙁

Yaşamınız bir sinema filmi haline gelse ismi ne olurdu? Neden?

 
Daha 19 yıllık bir hayatım olduğunu bunun da zaten 13-14 yılını okuyarak geçirdiğimi (hala da okumaya devam ettiğimi) düşünecek olursam “okul yolu yokuştur” olabilirdi. Bu film ile de Fresh Guakamole filmine (Oscar’a aday gösterilen en kısa film) rakip olur hatta onun ünvanını elinden alabilirdim 🙂
Tabii unutmadan buradan Recep Abiyi de yazıma mimliyorum. Tabii ki eğer başka katılmak isteyenler olursa da soruları cevaplamalarını sabırsızlıkla bekliyorum 🙂
İlk Yorumu Yapın
Bir cevap yazın